KALAMATA - 2


TOG ile Kalamata'da AB Erasmus Plus MentorPower projesi toplantıları için 6 gece geçirdim. İlk yazımda belirttiğim gibi yolunuz düşer mi bilmem ama olur da düşerse epey bilgi sahibi oldum.

Otogardan otelimize girene kadar gördüğümüz biraz hayal kırıklığıydı. Neşeli cıvıl cıvıl bir sahil şehri beklerken köhne bir kasaba karşıladı bizi. Atina'dan 3,5 saatte otobüsle gelip valizleri odalara atıp keşfe çıktık. Otelden şehir merkezine bir dakikada çıkmamızla hemen bir oh dedik, otelin ön ve arka cephesi o kadar farklıydı ki...

Birden sabah erken saatlerden beri yolda olmanın yorgunluğu bitiverdi. Trafiğe kapalı kocaman bir meydan, sıra sıra insan dolu kafeleri, barları ile bu meydana çıkıverince hemen mutlu oldum.

yunanistan gezilecek yerler, yunanistan deniz, kalamata tatil, kalamatada ne yapılır
KALAMATA ŞEHİR MERKEZİ

Merkez burası ve hayat bu cadde etrafında geçiyor. Şehir Beşiktaş semti kadar, caddenin bir ucu deniz, aksi istikamete dağa doğru 10 dakika yürüyünce "Old City" dedikleri daha eski yapıların, eski kilisenin, eski esnaf dükkanlarının bulunduğu sokaklar, bir tane de barlar sokağı var. Otelimiz bu meydandaki havuzun paraleli, Gençlik Merkezi caddenin sonu "Old City" de. Bu caddeyi günde 3-4 kez geçtiğim oldu sabah 10'dan önce, öğlen, akşamları iş çıkışı. Ama gözüme kestirdiğim bir dükkanı açık bulmak mümkün olmadı. Niye krizdeler biraz anladım sanki. Pazar her yer kapalı, sadece büyük zincir mağazalar H&M ve Zara açıktı, "sakın alış veriş etmeyin Pazar mesaisine karşıyız" dedi gençler, söz verdik girmedik açık tek tük dükkanlara.


kalamata gezisi, kalamata tatili
KALAMATA
Pazartesi ve Çarşamba yarım gün açıklar, öğlen dükkanları toptan kapatıyorlar. Her gün zaten saat 2-5 arası siesta öğle tatili, sonra 5-7 gibi açıklarmış ama bazı esnaf ve mağazalar hiç açmıyor öğleden sonra. Yani ben Cuma öğleden sonra itibariyle şehrin merkezinde kalıp Çarşamba akşamına kadar bir kez açık görebildim bu alış veriş caddesindeki dükkanları... Bir takı tasarım dükkanını kestim gözüme bir bileklik alacağım hırs yaptım artık 4. kez gittim yine kapalı, son gün açık görünce azıcık sitem edeyim dedim, adam beni geri püskürttü "ama Pazartesi-Çarşamba öğleden sonra kapalıyız tabii" diye. Devamlı bir siesta hali dükkanlarda, iş yasası nedeniyle bizdeki gibi her gün uzun saatler açık olma durumu yasakmış.





KALAMATA MEYDANDA KAFELER

Gündüz kimseler yok etrafta ama akşam herkes sokakta. Kafeleri, barları çok gözlemledim, çok imrendim işten çıkıp ya da alış veriş sonrası arkadaşlarıyla eşiyle dostuyla buluşup bir şeyler yeme içme zevkini yaşayan kadınlara. Düşünün Beşiktaş kadar 70.000 nüfuslu bir şehirde yaşıyorsunuz. İşe git gel yürüyerek, veya bisikletle motorla, araba trafiği yok, trafik gürültüsü hiç yok. Otobüsle ulaşım çok rahat. En uzak mesafe misal Beşiktaş-Kuruçeşme sahili plaj ve Ihlamur Köşkü arası hayat. Bu bölgede yaşayıp gidiyorsunuz. Merkeze yakın evinizden çıktınız 1.40 Euro verdiniz mi otobüsle 5-6 durakta plajdasınız. Halka açık tüm sahilde ister at havlunu aç seyyar iskemleni güneşlen, ister bir tesise gir şezlongu kullan, 2 Euro ver bir kahveyle günü geçir, kimsenin tepene dikildiği yok. İstersen ki en lüksüne bilmeden denk gelmişim 15 Euro ver jumbo karides, kalamar tava, bira vs. ye iç. Hayat bu kadar basit bu kadar kolay... Akşam da çık işten merkeze at kendini takıl kafe barlarda, cıvıl cıvıl sokaklar, geceler uzun yaşanıyor.

Cuma öğleden sonra vardık Cumartesi-Pazar tam gün çalıştık, mentorlar hafta içi çalıştığı için güne daha geç başladık akşamları uzun çalıştık. Bir hafta önceki Alaçatı gibiydi hava bulutlu, yağmur, serinlik sonra güneş çıktı bir anda yaz geldi. Ben 1,5 gün arada boşluk olunca artık denizi görmek istiyorum diye sabahları bindim otobüse 15 dakikada hop sahildeyim. Bakındım düzgün, şezlonglu bir yere yerleştim. Da Luz'muş adı, pek güzeldi. Nice sonra bir garson geldi bir şey ister miyim diye sordu ben de giriş ücreti alacak herhalde diye bekliyordum, sordum ücret yok ne içersiniz dedi. Öğlen için çok güzel bir restaurantı vardı, orada bir keyif yaptım.


aydan ugur, yazasım var, aydan uğur
KALAMATA SAHİL

KALAMATA PLAJLAR
aydan ugur, yazasım var, yazasim var, aydan uğur
DAL LUZ CAFE/BEACH
Burada 6 gece geçirince ilk defa "başka bir yaşam bal gibi mümkün" düşünmeye başladım. İlk kez emeklilikte böyle bir sahile yerleşme fikri yaktı kavurdu beni. 6 ay Datça'da 6 ay Istanbul'da yaşamaktır hayalim hep, artık harekete geçmek, planlamak lazım kararıyla döndüm. Datça Aktur kışın ölü yazın çok güzel, ama Akyaka'yı da çok seviyorum, niye olmasın diye bir şimşek çaktı döndüğüm sabah bir haber çıktı karşıma gazetede, tamam mesaj geldi dedim. Var mı bildiğiniz burada yaşayan tanışalım konuşayım bu yaz gidince? Kite'çılara karışır gençler için bir pansiyon açarız belki kim bilir?:) Bir hafta çok sakin yaşayıp dışarıdan bakınca  hayatıma, bir de onların hayatına anladım ki Istanbul çok yormuş beni...

Bu tablo bana hep sakin şehri hatırlatacak.




Kalamata'da çok tatlı sıcak insanlar tanıdım. Öncelikle gözlemlerimi öğrendiklerimi aktarayım yeme içme tavsiyelerimi de fotoğraflarla yazının sonuna bırakıyorum.

Şimdiye kadar hiç yakın Yunanlı arkadaşım olmadı. Oradakilerin nasıl misafirsever, yardımsever olduğunu görünce şaşırdım, daha iyi ağırlanamazdık. Mesai sonrası bile bizi yalnız bırakmadılar, her akşam eşlik ettiler, güzel gezdirdiler. Çok verimli toplantılar yaptık Mülteci Mentorluğu konusunda paylaşımlarda bulunduk, ortak sorunları tesbit ettik. Onlarda Suriyeli göçmen sorunu henüz yok, daha çok ikinci kuşak orada doğan Sırp, Arnavut göçmenlere mentorluk yapıyorlar bu projede. Suriyelilere halk sempatik bakmıyor, yakınlarında kurulması istenen göçmen kampına karşılarmış.

Haritaya bakınca Kalamata bayağı uzak bize. Hiç beklemiyorken her konuştuğum esnaf "Türkiye'denim Istanbul'luyum" deyince gözleri buğulandı, içlerinin mutluluk ve özlemle titrediğini hissettim. Hepsinin Türkiye ile ilgili bir hikayesi var, kimi çok sert ifadeli kadınlar ki genelde sert yüz hatları ama içleri sıcak. Gençlik Merkezine giderken ilk sabah "Allahım bu güzel koku nereden geliyor" diye mis gibi kokuyu takip ederek sordum sadece Paskalya çöreği ve portakallı tart vs. yapan küçük bir pastaneden bahsettiler peşine düştüm. Bir öğle yemeğine çıktığımızda önünden geçerken daldım içeri "yemek falan istemem ben ne kokuyorsa ondan yiyeceğim" dedim. Kadınla sohbete başlayınca, içi titredi Istanbul deyince, "benim anneannemin annesi iki kızını kaçırmak kurtarmak için göçmüş Istanbul'dan buraya" diyebildi gözleri doldu... sarıldı bize hemen bir masa açtı 3 ayrı kek ve çörek dilimledi ikram etti. Paskalya çöreği yarıya kesilip Nutella sürülmüş, tam bombaydı.


Bu fırın sahibi kadının Türküz diye sevinçle boynumuza sarılmasını unutmayacağım
Böyle bir sürü hikaye dinledim. Bir başka dükkan sahibesi kadın "Kuşadası, Istanbul ahhh" diye sarıldı. Öyle sıcacık o sert soğuk duran kadınlar aslında... 


SUSAMLI BALLI MEŞHUR HEDİYELİKLERİ

DÜKKAN SAHİBESİ TÜRKÜZ DEYİNCE AÇTI KOLLARINI SARILDI ÖPTÜ
Ben Türklerin orada bu kadar sevildiğini bilmezdim. Atina'da tanıştıklarımın hikayelerini de anlatacağım.

Kalamata'yı daha önce gittiğim Bodrum ve Datça civarındaki adalar gibi bekliyordum. Asla öyle turistik değil, sanatsal tasarımlı afili süslü ürünler, hediyelikler almaya hevesliydim, hiç yoktu. Bunu arkadaş grubumla sohbette yazınca, "e ne güzel sen o turistik adaların 30 sene önceki yalın salaş halini görüyorsun, gerçek Yunan işte keyfini çıkar dedi" biri valla doğru dedim, o gözle bakınca sevindim hatta daha çok sevdim.

Yemeklerinden bahsedersem, her öğlen Gençlik Merkezine yakın bir esnaf lokantasında yedik. Ben bu kadar domuza düşkün olduklarını bilmezdim. Yunan'da yemek deyince adalardaki gibi minik çıtır veya jumbo karidesleri, kalamar ahtapotları hatta çeşitli kabukluları yemeyi hevesle bekliyordum. Karşıma her öğlen çıkan domuz şiş kebap, domuz tandır, domuz pirzola, domuz haşlama, bol fırın makarna, lazanya, musakka, patates kızarması mutlaka, arada bir kere kalamarlı makarnaya denk geldim. İşletmeci kadına kalamarlarını alabilir miyim sadece dedim, anlamadı öyle şey olur mu gibi baktı, sonra baktım sırf kalamarları koymuş tabağıma:)

En güzeli belki on kadar değişik Yunanlı kadınla birlikte yedik içtik bu sofralarda. Bir kadın da çıkıp "ben salata yiyeyim diyetteyim" demedi, sonsuz özgür keyifle yedik içtik, huzurla vicdan azabı çekmeden layığını verdik beraber yemeklerin:) Söğüş domates salatalık üzerine Feta dedikleri beyaz peyniri koyunca oluyor Grek Salad, tabii bolca şehre adını veren Kalamata zeytini ile her yemekte yedik. 


GREK SALATA VE KALAMATA ZEYTİN
KALAMATA ZEYTİNİ

Porsiyonlar kallavi, kocaman bir et yemeği yanına da koca bir porsiyon sebze ki zamanıydı bolca bezelye yedik Araka diyorlar. Kimse de ben ekmek yemem falan demiyor doya doya zevkle yiyiyorlar. Bir kaç saat sonra da acıkmış olarak akşam yemeğine oturuyorlar. Sokaklarda plajda da gözlemledim balık etli, kiloyla kendinle barışık rahat genç kadınlar, bizim gibi ay karnımı kalçamı örtmem lazım kafası yok:)



Deniz soğuk aynı Alaçatı gibi ama güzeldi. Geldiğimiz Cuma gecesi anarok giyip yağmurda yürüyüp Pazartesi günü denize girdim. Bütün günü sahilde geçirip her çeyrekte geçen otobüse binip denizden sonra direkt 4 gibi işe gittim. İşte bu paha biçilmezdi! Sahilde aileler çocuklarını getirmiş, yalnız kadınlar termosunu yiyeceğini almış gelmiş. Vallahi bize yazık, böyle bir yaşam var orada... Tanıştığımız bir kızın anlattıklarını aktarayım babası her gün yaz kış denize girermiş, öncesinde mutlaka yürüyüş ve bisiklet. Yeni emekli olmuş "baba banka işi var sen gitsen" derlermiş, baba "vaktim yok siz gidin" diyormuş. Bu programını yıllardır aksatmamış, iş varken işten çıkınca illa sahile gider denize girermiş. Ben iyice şaşkın... çok özendim çok!


KANE Gençlik Merkezi ve TOG Mülteci Mentorları
Bir yandan da merakla geceleri bakınıyorum etrafta hiç sirtaki yapılan bir yer yok, sonunda sordum ben kışın Sirtaki öğrendim yapasım var dedim:) (BÜMED'de gittim on numara hoca ve kurs tavsiye ederim). Arkadaşlar uzaylı gibi baktı bana "bizim geleneksel dansımız değil ki Sirtaki Hollywood için yapılmış bir dans" dediler ben çöktüm. "Ama ben biliyorum senin için sokakta da olsa yaparız" dedi tatlı Panagiota.

Canlı Rock müzik konserine bile götürdüler bir gece bir bara, ki saat 11 i geçince polis geldi, uzaktan göründü birileriyle konuştu mekana yaklaşmadı ve az sonra müzik kesildi, yasakmış, kimse de uzatıp itiraz etmedi. Ama Sirtaki yok hala ortada, ufaktan şişiyorum ben, pes artık nasıl olmaz diyorum:) Hatta Yunan'lı hocama yazdım mesajla bari Atina'da tavsiyelerinizi alayım dedim, o da şaşırdı nasıl olmaz diye.

Çarşamba son gecemiz genç arkadaşlarımız: "bir müzik grubunda çalan arkadaşlarımız var bu gece yemekten sonra onların provasını dinlemeye müzik okuluna gideceğiz" dediler tabii dedik.


Eski Şehir merkezi eski kilise

Ypapanti Katedrali
Eski şehir denen yerde katedralin yanından çıktık ki bir evin penceresinden bizim Türk Müziği namelerine benzeyen bir şarkı geliyor. Meğer okulda koro çalışması da varmış. İlgilendiğimizi görünce arkadaşımız önce buraya soktu bizi. Oturduk ilk şarkı sonunda şef neredensiniz kimsiniz sordu, İstanbul-Türkiye'yi duyunca ağlamaklı oldu adam, benim dedem oradan, bu udum oradan, Konyalı'yı bilir misiniz dedi, başladı çalmaya... biz şaşkın eşlik ettik. İnsanlar nasıl şeker bakıyorlar, haydi başka şarkılar söyleyin diye işaret ediyorlar şefe. Şef döndü başka ne söyleyelim dedi, Katibim dedik. Hayatımda mutluluktan nefesimin kesildiği anlara yazdım o anı, bir kuple biz Türkçe bir kuple onlar Yunanca Katibimi söyledik... Bizim cep telefon hafızaları doldu çekemiyoruz, bir arkadaş sonunu yakalayabilmiş. 





Böyle özel bir koroya ve şefe denk gelmek hem de Kalamata'da beni benden aldı, çok çok mutlu etti. Biraz da onların şarkılarını dinledik, gayet şık özenip gelmiş hanımlar eşleri, basit hayat güzel zevkler... Çıktık ki yan odada gençler müzik aletlerini topluyorlar onları kaçırmışız. Yok dedim artık ben Sirtaki yapmadan gitmem. Ev sahiplerimiz de çok ciddiye aldılar, bir telefon trafiğine girdiler, ama yok, bir canlı müzik yok bulamıyorlar şehirde. Yürürken bir boş çay bahçesi gibi bir yere geldik, burası dediler, ben görsem kapanmış bir çay bahçesi der geçerim. Girdik ki içerisi tıklım tıklım taverna. Nasıl mutlu ve şaşkınım, daha ne isterim:)

Orada da başladı mı yine bizim ortak şarkılar Ben Esmeri Badem İle Beslerim..., Maskeli Balo, Livaneli şarkıları vs. Yunanca söylüyorlar. Kalamata'da dönüyor bana Yunanlı arkadaşım "işte bu sizin oradan, İzmir'den gelenlerin şarkısı/dansı Zeybetiko"... E ne diyeyim pes... Beraber Yunanlı arkadaşlarımızla dans ettik, Zeybetiko, Sirtaki yaptık. Daha güzel bir veda gecesi olamazdı, hiç beklentisiz büyük sürpriz oldu çok eğlendim. Tavernanın, canlı müziğin en iyisi meğer bizim otele çok yakınmış:) Yerel insan candır!



Bu güzel geceyle vedalaşıp otelimize döndük. Sabah otogara erkenden gittik, ekspress 2 saatte Atina'ya gidecek 8 otobüsüne yer ayrılmıştı, biletleri erkenden alıp kahvaltı edip beklemeye koyulduk, tam otobüse almaya başladılar bir mesaj geldi arkadaşım sesli okudu "otelden aramışlar Gençlik Merkezinden rezervasyon yapan arkadaşımızı, odada cep teli unutulmuş" hemen içimden geçen yok ben değilim... derken... ayy benim ikinci telefonum evet şarja takmıştım gece... Kalsın ben DHL ile aldırırım dedim önce, bu ekspres otobüsü kaçırmak, gruptan ayrılmak istemedim zaten 24 saatim var Atina'da. Ama biliyorum bir arkadaşımı çok uğraştırmıştı DHL. Arkadaşlarıma el salladım, onlar Atina'ya yola koyuldu ben otele geri gittim, 2 saat sonraki yine bir dilenci otobüsüne değişti biletim... Macera dolu bir gün beni bekliyordu vesselam zira Atina'ya ait hiç bir bilgim yok nereye gidilecek bilmiyorum, Airbnb ile bir ev tutulduğunu biliyorum, son anda bir kişinin vizesi yetişmeyip gelemeyince yer boşaldı eve ben de dahil oldum, ayırdığım otelimi oradan iptal ettim.

Ya panik olmayı ya da akışına bırakmayı seçecektim, vardır bir hayır deyip rahatlattım kendimi otele döndüm...

Devamı güzel Atina ile bitecek... :)

Kalamata'da deniz mahsülleri yiyecekseniz hem güzel yemek hem ucuz fiyatlı lokal arkadaşların gittiği sahildeki buraya bayılacaksınız: Panagiotis Tabakis, 91 Navarinour str.





Bunları yedik bira-şarap içtik adam başı 10 Euro ödedik:)
Çarşamba semt pazarında balık hali fiyatlarını da öğrendim paylaşmak isterim:













Ne diyeyim Allah suyun bu tarafına da ucuz balık ve deniz ürünleri yemeyi nasip etsin:)

Sevgilerimle,
Aydan


Not: Yazılarım paylaşıma açıktır, izine gerek yok bilhassa memnun olurum okunup paylaşılmasından.

Blog adresim: www.aydanugur.com

Instagram: aydanu - https://www.instagram.com/aydanu/



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

YENİ HOBİM ÇİNİ BOYAMA

MDS Miyelodisplastik Sendrom ve Kemik İliği Nakli Hikayemiz

Alkali Diyet - Dr. Ayşegül Çoruhlu Semineri