Yayınlar

2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

STRES VE KAYGIYI YÖNETME SEMİNERİ

Resim
İçinden geçtiğimiz belirsizliklerle dolu günlerde ülkemiz ve geleceğimizle ilgili hem toplumsal hem bireysel endişelerimize bir nebze merhem olsun diye şirkette aldığımız Stres ve Kaygıyı Yönetme Semineri'ni sizin için yazdım. Ben kaygılı bir dönemden geçerken faydalandım. Umarım sizin de zor zamanlarınızda bu tavsiyeler aklınıza gelir. Hepimiz biliyoruz çoğunu ama uygulamaya gelince ihmal edip kriz zamanlarında paniğe kapılıyoruz. Sayın Tuba Akyüz, Psikoterapist, Harvard'da Kaygı ve Travmalar üzerine ihtisas yapmış. Çok değerli bilgiler aktardı. Anlattıklarını, öğrendiklerimi sizinle paylaşmak isterim.  Mizah ve oyun olan yerde kaygı barınamaz Kaygı organizmayı olası tehditlere karşı uyaran bir alarm sistemidir. Odaklanmayı sağlar, harekete geçirir.  Üst Beyin - bilincimiz açık, uyanıkken devrededir. Düşünmek, konuşmak, problem çözmek, mukayese yapmak, sorun anlamak için kullandığımız sofistike beyin üst beynimiz. Alt Beyin - İlkel Beyin, bilinçaltımız,

SİZİN KAÇ MASKENİZ VAR, TABULARINIZ NELER?

Resim
PERSONA (MASKE) İstidattan girmişken Tasavvuf ve Felsefe seminerlerinden öğrendiklerimi aktarmaya devam ediyorum. İstidadımızı, hayata gelme amacımızı bulma yolunda bir çalışma da personalarımızın bilincinde olmak. Bir dersimizde Sevgili Ahmet Turan Esin "sizin maskeniz var mı?" diye giriş yapmıştı. Çoğumuz maske kötü bir şey diye bildiğimizden ezilerek var demiştik. O akşam öğrendik ki persona kullanmak kötü, utanılacak bir şey değilmiş. Maske bizim için dışarı çıkarken çantamızda korunmak için taşıdığımız bir araç, bir oyuncak istediğimiz zaman takar kullanır işi bitince kenara koyabiliriz. Hele kadınsanız toplumda, sosyal hayatta, iş hayatında tabii ki maskelerimiz olacak bu doğal ve normalmiş. "Hafif kadın" imajı vermemek için mesafeli kadın maskesi, içiniz üçbuçuk atarken sakinim her şeye hakimim maskesi, tanımadığınız sosyal bir ortamda çekingenseniz özgüveni yüksek gibi görünme maskesi gibi. Erkekler için de geçerli personalar, toplumda atfedilen rollerin

DANSFABRİKA - JUMP FITNESS

Resim
Dans etmeyi sevenler ve dans ederek ter atıp yağ yakmak isteyenler için yeni keşfimi yazmak istedim. Ben 2. aydayım nasıl iyi geliyor bu ruh darlanmasında kafa dağıtmak ve enerji atmak için çok tavsiye ederim. Dansfabrika - Jump Fitness Torunlarıma not kızımla zıplıyoruz:) Dans benim tutkum, yapmaktan kayak kadar eş zevk alıp çok sevdiğim hobim. Çocukluktan beri hep ilgim vardı, benim bir meslek hayalim hiç olmamıştı ama şimdi netim, ben dansçı olmak isterdim. Bir dans grubunda çalışmak ideal mesleğim olurmuş. Bunu yıllardır tespit etmiştim hep söylerim. Denk getirdik hatta bir zaman ofiste iş sonrası dans dersleri alma imkanımız oldu. Rahmetli oldu şiir gibi dans eden Kenyalı İmu Shaaban vardı. Onu getirdik bir dönem akşamları kafeteryada Latin, Bachata öğrendik. Sonra bir de oryantal olsun dendi. Hem dansöz hem üniversite dans bölümünden hoca bir kızı bari açık alanda olmasın diye utancımızdan ofisin karşı binasına getirdik orada bir grup toplantı salonunda ne eğlenirdik

Atina'da 24 Saat

Resim
Kalamata otogardan Perşembe günü saat 8'de Atina'ya ekspres otobüs ile hareket edecekken otele dönüp unuttuğum cep telefonumu alıp biraz vakit geçirip tekrar otogara geri geldim. Saat 10'da hareket ettik dilenci otobüsüyle neredeyse her kasaba ve şehre uğrayıp, bir de 20 dakika mola ile saat 2 gibi vardım Atina otogarına. İnsanları geçtiğimiz yerleri gözlemledim. Zaman gerçekten sanki 20-30 yıl önce durmuş oralarda, kıyafetler, valizler, yükleri bile eski film sahnelerinden. İki küçük çocuklu aile bindi, biri bebek, tek tük yer var, yan sıramda 2 genç arkaya geçti yer açtılar, ben de yana kaydım küçük kızları oturdu. Elindeki telefondan gürültülü bir çocuk dizisi açtı avaz avaz izliyor. Annesine işaret ettim kulaklık yok mu diye, yok dedi, sesini kıs demedi kızına. Birlikte epey öyle seyahat ettik:) Ev arkadaşlarım varınca mesajla evin adresini, anahtarın içine koyulduğu asma kilidin şifresini bildirdiler, bir taksiye atlayıp eve doğru yola koyuldum. Ertesi gün saat 3,5

KALAMATA - 2

Resim
TOG ile Kalamata'da  AB Erasmus Plus MentorPower projesi toplantıları için 6 gece geçirdim. İlk yazımda belirttiğim gibi yolunuz düşer mi bilmem ama olur da düşerse epey bilgi sahibi oldum. Otogardan otelimize girene kadar gördüğümüz biraz hayal kırıklığıydı. Neşeli cıvıl cıvıl bir sahil şehri beklerken köhne bir kasaba karşıladı bizi. Atina'dan 3,5 saatte otobüsle gelip valizleri odalara atıp keşfe çıktık. Otelden şehir merkezine bir dakikada çıkmamızla hemen bir oh dedik, otelin ön ve arka cephesi o kadar farklıydı ki... Birden sabah erken saatlerden beri yolda olmanın yorgunluğu bitiverdi. Trafiğe kapalı kocaman bir meydan, sıra sıra insan dolu kafeleri, barları ile bu meydana çıkıverince hemen mutlu oldum. KALAMATA ŞEHİR MERKEZİ Merkez burası ve hayat bu cadde etrafında geçiyor. Şehir Beşiktaş semti kadar, caddenin bir ucu deniz, aksi istikamete dağa doğru 10 dakika yürüyünce "Old City" dedikleri daha eski yapıların, eski kilisenin, eski es