STRES VE KAYGIYI YÖNETME SEMİNERİ

İçinden geçtiğimiz belirsizliklerle dolu günlerde ülkemiz ve geleceğimizle ilgili hem toplumsal hem bireysel endişelerimize bir nebze merhem olsun diye şirkette aldığımız Stres ve Kaygıyı Yönetme Semineri'ni sizin için yazdım. Ben kaygılı bir dönemden geçerken faydalandım. Umarım sizin de zor zamanlarınızda bu tavsiyeler aklınıza gelir. Hepimiz biliyoruz çoğunu ama uygulamaya gelince ihmal edip kriz zamanlarında paniğe kapılıyoruz.

Sayın Tuba Akyüz, Psikoterapist, Harvard'da Kaygı ve Travmalar üzerine ihtisas yapmış. Çok değerli bilgiler aktardı. Anlattıklarını, öğrendiklerimi sizinle paylaşmak isterim. 

stresle başa çıkma, sinir, endişe, seminler, eğitim, mizah, oyun, kaygı bozukluğu
Mizah ve oyun olan yerde kaygı barınamaz

Kaygı organizmayı olası tehditlere karşı uyaran bir alarm sistemidir. Odaklanmayı sağlar, harekete geçirir. 

Üst Beyin - bilincimiz açık, uyanıkken devrededir. Düşünmek, konuşmak, problem çözmek, mukayese yapmak, sorun anlamak için kullandığımız sofistike beyin üst beynimiz.

Alt Beyin - İlkel Beyin, bilinçaltımız, bilincimiz kapalı, uyurken çalışır. Hayatta kalmamızı sağlamaya yönelik çalışır, üreme, yeme, hafıza, güvenlik gibi konularla ilgilidir. Tehdit durumunda iki başlı hareket etme riskine girmemek adına biri birini ekarte ediyor. Gerçek tehdit olmasa da alt beyin devreye girip yönetime el koyuyor. Tek adam tek yapının karar vermesi diyelim.

İlkel beyin sofistike beyinin üstüne geçiyor. Bir süre sonra şartlar normale döndüğünde kendi işine dönüyor. "Kaç kere kalbi attırayım, tuvalete gideyim, karşıma çıkan kadın-erkek güzel mi" bu gibi konular ilkel, alt beyine ait.

Çevre, dış ve iç dünyamıza baktığımızda kaygı öğrenilen bir alışkanlık. Ailemizden, annemizden öğreniyoruz kaygıyı ve nasıl karşılayacağımızı. O nasıl karşılıyorsa kaygıyı bize de o şekilde geçiyor. İnsan bir kaygı karşısında ya buz kesilir, donar kalır ya da panik olur, dağılır. Annemizden nasıl öğrendiysek biz de aynı davranışı kaparız. Çocukken düştüğümüzde "salak önüne baksana, salak gene düştün" dendiyse bize, kendimizi kurban rolünde görür eleştiririz. "Ben zaten hep düşerim... ben salağım..." gibi.

Olumsuz noktalara odaklanmamız öğretiliyorsa öyle büyüyoruz. Aklımıza bir kötü düşünce geldi, "ama başka parametreler de var" diyerek zihnimize hedef göstermemiz lazım. Doğru odaklanmak doğru iç sesi dinlemek lazım. Yine kurban tarafımız konuşuyorsa bir adım geri çekilip "o kadar da benim suçum değil", "bu kadar da kendime yüklenmem gerekmez" diyebilmeli, bir adım dışarı çıkabilmeliyiz. Bütün bunları işleyen bir zihin var. 

Aklınızdan geçen endişeleri not edin, mutlaka yazın. Bilinçaltından geçen kaygıları yazarak üst beyine (kortekse) geçirin, bilgi işlensin. Böylece alt beyinden üst beyine çıkacak muhakeme edebileceksiniz. Zihninizde dönüp duran şey gerçekçi mi? Şu an yapabileceğim bir şey var mı? Şu an kontrol edebileceğim bir şey var mı? Sorgulayın düşüncelerinizi. 

Biz bebekken ağladığımızda annemiz bize sarılıp sakinleştirebiliyor muydu? Bunu öğrendik mi? Çocuğu sakinleştirebilmeyi anne öğrenebilir, uygular, bize de geçer. Kendimizi kaygı anında sakinleştirmeyi öğrenebiliriz çocuklukta. Ama annemiz bilmiyor, ağladığımızda sarılıp sakinleştirmediyse biz de kendimizi sakinleştirmeyi bilemez, kaygı karşısında paniğe kapılırız. Alt beyinin bebek beyninden farkı yok.

Stres ve kaygıyla başa çıkmak, doğru yönetmek için:
  • Mesela "sunum yapmak bedenimi güçlendiriyor, evet kalbim hızlı çarpacak, heyecanlanacağım" deyip beyninizi söylediğinize inandırabilirsiniz.
  • Strese ve kaygıya yüklediğimiz anlamı değiştirebiliriz. Beynimiz ona söylediğimize inanıyor ve gerçekleştiriyor. Zihninizle konuştuğunuz dile önem verin. 
  • Seçtiğimiz işleri yapıyoruz. Hayalimizdeki işi yapabilirdik ama bunu seçtik buradayız. "İstediğim için bu işi yapıyorum" deyin. 
  • Sahip olduğunuz şeylere şükredin. Hayatımızda yolunda giden işlere aferin demeyi hissedelim, zihin bu beceriyi geliştiriyor. Uykuya ve hareket etmeye önem verin kaygı zamanlarında.
  • Heyecanı sınırlamayı öğrenin. Yardım isteyin, güçlü insan özelliğidir yardım istemek. Yardım edin, mutlu eder. Kötü hissettiğiniz zamanlarda karşılıksız destek olmayı deneyin. En iyi iyileştirici faktör yardım etmektir.
  • Hayatınızda mizaha daha çok yer açın. Mizah ile kaygı aynı yerde olmaz. Beynimize mutluluk hissi veriyor.
  • Harvard'da derste ağızda yan soktukları kalemi ısırtarak bir süre zorunlu gülümsetmişler. Zihin gülünecek bir şey olduğunu sanıyor. Beden gülüyorsa beyin mutlu olduğunu sanıyor ve mutluluk hormonu salgılıyor. Kaygyla başetmenin en iyi silahı mizah. Komedi filmi izleyin.
  • Yine Harvard'da insanları üç gruba ayırmışlar, parmaklarına ufak bir kesik atıp kanatmışlar. Birinci grupta çiftlere tartışıp küs kalmalarını, ikinci grupta çiftlere tartışıp barışmalarını, birbirlerine sarılmalarını, üçüncü gruba da tek bireyleri almışlar. Tahmin edin hangi grubun yarası çabuk iyileşmiş. Kavga edip barışan çiftler duygusal temasla fiziksel olarak da iyileşmişler. Diğerlerinin yaraları hala açıkmış.
  • Anın tadını çıkarın. Hakkını verin, odaklanın. En mutlu hissetiğiniz anınızın içinden geçerken farketmeye çalışın. "Tek başıma ama mutluyum", o anları çapalayın, çoğaltın.
  • Keyif aldığınız uğraşlar edinin. Hiç kafa yormadığınız, alanınızın dışında yeni alanlar geliştirin.
  • Oyun oynayın. Her anlamda oynayın. Zihin oyunla kaygıyı aynı yerde tutamıyor.
  • Zihinlerimiz keşifle beslenir. Keşfe yer açın.
  • Hayatın anlamını sağlayan şeyler bulmaya çalışın. Öncelikle temas, keşif, yardım etmek başlıklarına yer açın.

Kaygısız yaşam mümkün değil, "şu an bu duruma müdahale etmek için elimden bir şey geliyor mu?" diye sorarak rahatlatın kendinizi iyi geliyor:)

Sevgilerimle,
Aydan 


Not: Yazılarım paylaşıma açıktır, memnun olurum okunup paylaşılmasından.

Blog adresim: www.aydanugur.com mail adresiniz ile kayıt olabilirsiniz; 

Instagram: aydanu - https://www.instagram.com/aydanu/ 

Facebook sayfam: https://www.facebook.com/Aydan-Ugur-1616728188574064/?fref=ts blog sayfamı beğenerek takip edebilirsiniz

Yorumlar

  1. Ağzına, kalemine sağlık Aydan'cığım. Ne kadar yararlı bir konu, ne güzel yazmışsın. Ellerine, kalemine sağlık

    YanıtlayınSil
  2. Aydan hanım daha güzel kaleme alinamazdizdi sanıyorum,tsk
    ederim bilgiyipaylastiginiz için özel bir insansıniz.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ne kadar mutlu oldum, ne zarifsiniz çok çok teşekkür ederim.

      Sil

Yorum Gönderme

Bu blogdaki popüler yayınlar

YENİ HOBİM ÇİNİ BOYAMA

MDS Miyelodisplastik Sendrom ve Kemik İliği Nakli Hikayemiz

Alkali Diyet - Dr. Ayşegül Çoruhlu Semineri