Paris'de Yapılacaklar Top 10

Paris'den bunları yapmadan dönmeyiniz

Bahar tam Paris zamanıdır değil mi? Paris’e her gidişim kızımın üç yıldır orada yaşaması ve bana özel programlar planlaması sayesinde harika anılarla dolu dolu geçiyor. Parizyen yaşantıyı giderek benimsiyorum. Bu sefer on gün kalınca çok fazla yer gördüm, en beğendiklerimi sizler için listeledim. Artık iyice Paris'e hakimim diyebilirim, ayak basmadığım bölge kalmadı.

Eğer ilk kez gidiyorsunuz klasikler için önce buraya tıklayın, Paris’te öncelikle yapılması gerekenlerine bir göz atın isterseniz....

Buyurunuz biraz sanat ağırlıklı gezmelerimizden sizlere önerilerim. Öncelikle telefonunuza citymapper aplikasyonu yükleyin, adım adım sokaklar, metro vs. bağlantıları ile sizi kestirmeden hedefe götürüyor. 

1. Cafe Angelinaünlü Mont Blanc kestane pastasını yemek için bu cafeyi birinci sıraya koyuyorum, o derece ölmeden yenilmesi gereken bir pasta ve aynı zamanda gerçek çikolatadan yapılan sıcak çikolatası ile ünlü bu cafe, lütfen gidin. Lafayette alış veriş merkezinin içinde giriş katında bir köşede var, Louvre Müzesinin içinde var. Jardin de Luxembourg ve Rue Rivoli şubeleri özellikle güzel. Pastane konusundayken bir de Ladurée'de değil lütfen asıl Pierre Hermé'de macaron yiyin daha güzel bence. Marais'de var, Champs-Élysées'de var. Fransız fırınları meşhur biliyorsunuz. Lütfen Paul görünce bildik diye atlamayın, gerçek lezzet arıyorsanız mutlaka küçük semt fırınlarından alış veriş edin. Paul zinciri onlar için bizim simit sarayları gibiymiş. Hangi fırın iyi onu da şöyle anlıyorum bazıları boş, bazılarında hep kuyruk:)



Angelina kafe, paris, mont blanc pasta, pasta, Cafe, pariste ne yenir
Mont Blanc kestane pastasını seviyorsanız Cafe Angelina'da mutlaka yiyiniz

gezi, seyahat, pastane, cafe



2. Louvre Müzesi – nihayet üçüncü gidişimde içine girebildim, çok etkilendim. Cuma günleri gece 22.00’ye kadar açık. Cuma gitmenizi tavsiye ederim zaten bir günde herşeyi gördüm demek mümkün değil. Bahçesini ayrı bir gelişimde gezmiştim, bu sefer metrodan Louvre Müze durağından direkt içeri girdim. Bahçe ayrı, piramidin içi dışı ayrı, bina ayrı güzel. Doğru vestiyer dolaplara gidip montumu, çantamı bıraktım yüksüz keyifle gezdim. Ama tavsiyem siz üzerinize bir şey alın, taş binalar bayağı serindi. Paris’de gördüğüm ıvır zıvır küçük şeyler için en kaliteli hediyelik dükkanlar da müze metro durağındakilerdi. 



Mona Lisa painting, leonardo da vinci, paris, paris sight seeing, paris görülecek yerler



Louvre Müze bahçesi




paris, musee de louvre, Milo Venus, Venus
Milo Venüsü



paris, musee de louvre
Napolyon'un sarayı sofrası şatafatı hemen fark ediliyor



paris

Tarihte de bazı kadınlar sinsirellaymış


Apolla heykelleri biri Italya biri Smyrna, Türkiye'den gelmiş




3. Pompidou Müzesi  – Binası bana antipatik gelir, çekmezdi. Uzun kuyrukları bu sefer kızımın ev arkadaşının müze kartıyla aştım hem de üç ayrı sergiye denk geldim, çok farklı ve etkileyiciydi. Cesar sergisi harikaydı, müzeden çıkmak istemedim gün akşam oldu, kızım işten geldi katıldı beraber bitirdik. Her katı ayrı güzel, gezmesi rahat. En üst kattan Paris manzarası Sacre Coeur'den daha etkileyiciydi. Modern sanata ilginiz varsa mutlaka kuyrukta beklemeye değer, içerisi o kadar ferah ki kalabalığı hissetmiyorsunuz.


Centre Pompidou
Centre Pompidou - Cesar Sergisi

Centre Pompidou - Jim Dine Sergisi

Jim Dine tablosu

Mario Tozzi tablosu


Centre Pompidou

4. Modern Sanat Müzesi – beni canlı renkli modern resimler çok cezbediyor, girişteki bu dev Robert Delaunay eserlerinin önünde çakıldım kaldım, içim açıldı ayrılamadım. Müze gezmeyi, sanatı takip etmeyi sevenlerdenseniz kaçırmayın. Bir de dönem sergileri oluyor onu da aradan çıkarın.


City of Paris Museum of Modern Art - Robert Dalaunay
City of Paris Museum of Modern Art - Robert Dalaunay

Paris Modern Sanat Müzesi
City of Paris Museum of Modern Art - Robert Dalaunay
Paris Modern Sanat Müzesi




5. Picasso Müzesi – bir akşam üstü Marais’deyken aradan çıkaralım diyip şansımızı denedik, meğer 5 den sonra giriş ucuzluyormuş, iyi de oldu 1-1,5 saatte bitirilebilecek küçük bir müze. Picasso’nun eserlerini Mart sonu dışarıda lapa lapa kar yağarken gezdik.
Picasso Eserleri
işte kendime idol aldığım hanım, bastonlu, elindeki büyüteçle
her resmin yazısını tek tek okudu



Paul en Pierrot
Picasso'yu tez olarak incelemek isterdim

6. Louis Vuitton Foundation - Fransa'nın en zengini LVMH grubunun sahibi Bernard Arnault'un Paris'e harika bir hizmeti olmuş burası. Konserler, sergilerle çekim alanı olmuş Mimar Frank Ghery'nin imza attığı bu kültür ve sanat merkezi, gurur abidesi, Paris'e çok yakışmış.  Şehrin en elit, en zenginlerinin oturma bölgesinde yaptırıp şehre armağan ettiği müze binayı yine çok karlı bir günde gezdik. Momma sergisini kaçırmak üzücüydü ama gemi şeklindeki binayı merak ediyordum yine de gittik. Sergi olduğu zaman çok kalabalık hele cafede yer bulmak imkansızmış. Biz kızımla hem gayet ferah binayı gezdik hem de yüksek camlı cafeden ormana yağan karı seyretme keyfinin tadını uzun uzun çıkardık. Gitmek için Les Sablons metro durağında inerek epey yürüdük. Paris'in en pahalı evlerinin olduğu sokaklardan geçerek Boulogne ormanında yürümek de keyifliydi. Ama bir shuttle hizmeti varmış, çıkışta kar bastırınca araca binerek Arc de Triomphe önünde indik. Herhalde müzeye gidiş de vardır aynı duraktan, gitmeden web sayfasına bakınız.
Louis Vuitton Foundation



Add caption

Cafe Louis Vuitton Foundation

7. Gelelim yeme içme tavsiyelerime. Şehirdeki en iyi raklet restaurantı Le Chalet Savoyard imiş gittik tabii. Raklet yiyecekseniz önceden rezervasyon yaparak burada mutlaka yemenizi tavsiye ederim. Turistik, bilinen bir yer ama çok memnun ayrıldık.


Raklet adresi burası






3 kişi için masaya gelen rakletimiz


gençlerle her yer neşeli, keyifli

8. 20 yıldır görmediğim eski iş arkadaşım ile sözleştik, ben pek çıkmıyorum kızın daha iyi bilir benden dedi, eşi Fransız, ben siz nereye gidiyorsanız, tipik lokal bir yere gidelim dedim. Gelin bizim mahallede tipik bir bistro var Paul Bert’e gidelim dedi. "Türkler gelince illa Le Relais de l'Entrecote'a giderler ama burası daha iyidir, bilmezler" dedi. Bayıldım bu bistroya. Nation metro durağında inerek biraz yürüyüp küçük bir sokağa girdik, sokağın adı da Paul Bert No. 18 Tel 0033143722401 . Tıklım tıklım dolu, sokaktaki diğer lokantalar bomboştu. Aynı sokakta balık lokantaları da varmış, siz No. 18'e rezervasyon yapacaksınız, kontrol edin lütfen. Lokantada sağımız solumuz Amerikalı ile doluydu, nereden bulmuşlar burayı diye şaşırdım. Menüyü bir tahtaya yazmışlar masaya getirip seçenekleri anlatıyor garson.  Güzel bir antrikot yedik, 3 kişi bir şişe iyice bir şarapla, ortaya bir tatlıyı bölüştük, hesap 150 € geldi. Ertesi hafta Hürriyet’te Vedat Milor’un Paris’te en lezzetli Bistrolar arasında birinci sırada resmini ve methini görünce vay be dedim, boşuna değilmiş!



O bir aşk kadını, aşkının peşinden kariyeri bırakıp şimdi Paris'te yaşayan Arzu ile Paul Bert hatırası


Tatlı müthişti bir yerde rastlarsanız deneyin
9. Cafe Les Philosophes ben Marais’yi çok seviyorum, her sokağı ayrı sürprizli, eğlenceli. Bu cafeye her gelişte gidiyoruz. Soğan çorbasını çok severim yine içtik, harikaydı. Tipik Fransızların gittiği bistro seversiniz, tavsiye ederim. 28 Rue Vieille Du Temple, Marais. Tel. 0033148874964


Cafe Les Philosophes - Soğan Çorbası
10. Geldik Gece Hayatına. Benim için eğlence canlı müzik demek, Zeynep de tam bana göre bir program bulmuş. Bastille’de ... Nedense bu kadar geldim bir Bastille’i görmedim derdim hep. Çocukluktan Bastille hapishanesi falan bir yerden aklıma takılmış belki, merak ederdim. Geceleri tam bizim Taksim’in eski güzel hali gibi. Gittiğimiz barda yine Amerikalı turist yaşıtlarım vardı. Hah dedim bunlar varsa doğru yerdeyim.

Gittiğimiz mekanın adı Les Disquaires. Bastille'in Badaboum gibi bilenen kulüplerinin olduğu Rue des Taillandriers'de. The Barry White Tribute-Rose Orchestra'ya gittik. Gece hayatını canlı müzik, dj performanslarını www.lylo.fr Paris gece hayatı'ndan takip edip şehirde ne eğlence var bakınız.
Gerçekten uzun yıllar sonra bizim 70-80'ler disco gençlik şarkılarımızı zenci gırtlağından canlı dinlemek nasıl iyi geldi. Buranın programlarını takip edin, çok tavsiye ederim. 

Ups Upside Your Head ile Regine, Hidromel, Monacle diskoteklerinde
dans edenler online mı? Buyurunuz:)




Eğer Fransız yerel gençlikle house, groove, DJ performansı ile dans edeyim derseniz size Club Djoon'u tavsiye ederim, ben yaşça en büyüktüm galiba ama yine özel bir geceymiş, nispeten bildiğim şarkılarla keyifle dans ettik.

Top 10’a giremese de dönmeden bir de alış veriş yapsam derseniz Val d’Europe aklınızda olsun, tavsiye ederim. Çok düşündüm değer mi diye ama yarım gün bile benim için efektif bir gün oldu. Her gün dışarı çıkmadan bir haberlere göz atın malum grevi bitmeyen bir memleket. Biz bir gün yapmadık, sabah trenle bir saat Versailles Sarayı'na gittik, tren saraydan önceki durakta durdu aktarma yaptıracaklar zannederken anonsu duyduk. Meğer saray grevden bir günlük kapanmış o da bize rastladı, giremeden geri döndük, nazar boncuğu oldu, artık bir dahakine kaldı... O hayalkırıklığıyla karar verip Versailles'den Val d'Europe'a devam ettim, çılgınca gelebilir ama Beylikdüzü-Pendik gibi düşünürsek lokasyonları, trenle bir aktarmayla 1,5 saat bile sürmedi. Maksat gün boşa geçmesin, bekleyenim de yok yollar, günler benimdi. 

Markaların outlet mağazaları var ve Paris için çok uygun fiyatları, %30-40 indirim vardı etiketlerden. Euro Disney’den bir durak önce, trenle/RER'le gidiliyor. Faydalı bir bilgi denedim öğrendim, neden paylaşmayayım değil mi?


Val d'Europe - La Vallee Village Outlet
Tren istasyonundan çıkınca önce kapalı bir alış veriş merkezine giriyorsunuz, sakın yanılmayın orası outlet değil. İstinye Park gibi kapalı kocaman bir AVM, H&M Home, Zara, Hema gibi zincir mağazalar, kocaman bir Uniqlo vs. tüm bildik bilmedik mağazalar bir arada, bu bile güzeldi. Diğer kapısından İstinye Park gibi sokağa çıkıyorsunuz işte outlet orası. La Vallee VillageHermès, Chanel, Louis Vuitton hariç dünyada ne kadar belli başlı marka biliyorsanız hepsinin outleti sokaklara sıralanmış dükkanlarda, yalnız Paris için değil Avrupa için bile uygun fiyatlıydı, gittiğime değdi.

En güneşli günü seçip Parc de Buttes-Chaumont'a gittik vaktiniz bolsa tavsiye ederim bu gölet ve parkı. Kanal Saint Martin'den Republic'e yürüyerek döndük, güzeldi, şehrin kuzey doğu tarafını da, Belleville'i de görmüş oldum. Bu ara bizim Karaköy gibi geceleri popülermiş Belleville.


Parc de Buttes-Chaumont

Kanal Saint Martin

İşte böyle hem çok gezmeli, bir yandan sabahları ve geceleri kızımın evinde iş yapıp yerleştirme, eksikleri tamamlama,  sonra Paris sokaklarında gönlümüzce gezmek çok keyifliydi. Planımız 2-3 gün Paris dışında güzel bir yere kaçmaktı Honfleur, Deville, Saint Malo vs. Normandiya kıyılarını gezecektik, ama Mart sonu lapa lapa kar yağınca yazlık yere gitmek hüzünlü geldi. Nasılsa kızımın doktorası bitene kadar yine kısmet olur umuyorum.


Bu klasik turu yapmadık sanılmasın, her seferinde illaki
Sacre Coeur mabedim


Son bir ilave de bu cafe ve sokak olsun. Bizim Tünel'deki pasaja benzeyen pasaj sokak, çok eski, tarihi. St. Michelin sonunda Zeynep illa görmen lazım diyerek getirdi, gerçekten görülecek bir sokak, ve bu Cafe edebiyatçı ve sanatçıların buluşma merkeziymiş. Viyanada'ki sevdiğim Cafe Hawelka'ya benzettim, aynı hava vardı.


Cafe La Jacobine59 rue Saint Andre des Arts
Passage du commerce saint andré des arts
Odeon/St. Michel civarında çok tavsiye ederim

Sevgilerimle,

Aydan



Not: Yazılarım paylaşıma açıktır, paylaşılmasından mutlu olurum.
Blog adresim: www.aydanugur.com mail adresiniz ile kayıt olabilirsiniz;
Instagram: aydanu - https://www.instagram.com/aydanu/ takibinize sevinirim

Facebook Aydan Ugur sayfam: https://www.facebook.com/Aydan-Ugur-1616728188574064/?fref=ts sayfamı beğenerek takip edebilirsiniz


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

YENİ HOBİM ÇİNİ BOYAMA

MDS Miyelodisplastik Sendrom ve Kemik İliği Nakli Hikayemiz

Alkali Diyet - Dr. Ayşegül Çoruhlu Semineri