Hayırlısını İstemeli Her Şeyin



Başımıza gelen kötü şeylerin sebebini hep dışarıda "dış mihraklarda" arardım eskiden. Biz iyiyizdir hep o dış güçler sebep olur, müdahale eder hayatımıza, işimize taş koyar ve bir mani çıkar işimiz ters gider... Sebep hep dışarıdadır, "o öyle olsaydı bu olmazdı" düşün taşın içinden çıkılmaz olur sorgulamalar... İlahi düzene hep inandım ama ruhani ne akım çıktıysa merak edip takip ettim, okudum. Hep hayatın bir tılsımı var acaba nedir diye peşinden koştum. Spritüel hayatla, her çıkan yeni öğretiyle çok ilgilendim.


Secret çıkmış yeni, hiç unutmam yakın arkadaşım gece evinden kalkıp bana DVD'sini getirmişti, "bu tam senlik al seyret, buymuş sır" diye. Bayıldım, tamam işte olay bu dedim. Masamın üstüne görseller astım. İstediklerimi hayal ettim, çok istedim, olmuş gibi yaptım vs. 


Zeynep kolej sınavına girecek. Kocaman Robert Kolej fotoğrafı astık masasına, verdim gazı, "iste, çok iste, hayal et, olur" diye... İstemek tamam da hayırlısı demek, ulaşabileceği gerçek hedef koymak da lazımmış:) O sınav yılı hayatımın dersini aldım, aktarmak isterim...


Çocuk denemelerde ortalama bir öğrenciyse ondan 95+ net beklemek bir "Secret" işi değilmiş:) Nasıl çalışıyor, gayretli 2. sömester ortalamasının üstünü zorluyor ama 70 neti görmemiş bile denemelerde. Takılma diyorum devam... Aman bir şey kaçmayacak ya Ayın Biri Kilisesi'nden anahtar aldı bir arkadaşım astık masasına, beraber Aya Yorgi'ye gittik mum diktik, hatta yabancı misafirler vardı tesadüf Fener Rum Patrikhanesi'ne bile girip mum dikmişliğim vardır. Eyüp Sultan vs. nerelere gittim o yıl... Her duyduğumu ne derlerse yapıyorum. O çalışıyor ben mum dikiyor, ziyaret yapıyorum habire:)


Bir dileğim olmuştu yıllardır sallıyordum, Zekeriya Sofrası adağımı yapmam lazım, onu bile o yıl sınavdan önce yapıp aradan çıkardım. Aman üstümde bir yük kalmasın:) O kadar havaya girdim ki olsa bitse de sevinsek durumuna girdim. Sınav oldu, puan geldi, tamamdır dedim. İlla iyi bir yer olacak nasılsa. O güne kadarki en iyi sonucu aldı, 74 neti var, arkadaşlarımızın çocukları Alman, en kötü Avusturya'ya kayıt olmuşlar bu netlerle. O zaman yok böyle tümen tümen ful yapanlar. 67 net ile Alman Lisesi'ne giren bile olmuştu bir yıl öncesi. Ben bir de "bizim okul gereksiz sıkı, Alman'da daha rahat eder" fikrindeyim öyle yükseklerdeyim:)


Kayıtlar başladı, gidiyorum ön kayıt geliyorum ön kayıt, yaprak kımıldamıyor. Alman Lisesi’nde bir kız intihar etmişti o yıl, kontenjan açılıyor Avusturya’dan giden olmuyor. Uzuun mütalalar yapıyoruz Üsküdar mı Alman mı tercih etmeli sıra gelince hazır olmalıyız diye ...:) Evde, dışarıda başka mevzu yok.


Efenim çok uzattım ama 4.-5. önkayıt haftasında Avusturya Lisesi'nde son öğrenci olarak kapıda kalınca bir çıkmışım baktım yürüyerek Galata’dan Nişantaşı’na gelmişim telefonda konuşa konuşa. 2-3 kişilik yer açılıyor, sıra bize geliyor hoop Robert'e girecek puanlı 2 kişi aniden çıka gelip kayıt yapıyor. Bu böyle sürdü gitti... Artık 30 Ağustos geldi haftaya okul açılacak. İlla Avusturya olur ama açıkta kalmasın diye sadece bir t-shirt ve bir etek alarak ben ağlamaklı Saint Joseph'e yaptık kaydını beraber. Nasılsa değişecek ya haftaya okulu...


Okul başladı Pazartesi Saint Joseph açılışta tutamadım indi yaşlar ne işimiz var burada diye. Okullarda açık kontenjanlar kaymalar oluyor o Perşembe yine gideceğim kayda. Akşam “Bak kızım son kararını sen ver, sıra gelirse alırız kaydını, istersin değil mi” dedim. 3 gün olmuş Saint Joseph'e başlayalı, Enka'dan sonra nasıl sıkı geldi okul. Ben nasıl mutsuzum "bari" Avusturya, kendi okulum olsaydı diye. Daha 2. gün ağlayarak geldi, defter kaplanmadı diye yemiş fırçayı. Tamam kızım bitti yarın tamamdır bu iş dedim. Hem ağlıyor azar ağırına gitmiş, hem de döndü bana "anne ben sevdim okulumu, kalacağım, senin okulun daha iyi okul demek değil" dedi... Haydi bakalım buradan buyur Aydan.... 5 hafta Perşembe'leri kayda gitmişim, sıra tam gelmiş beklediğim an, o mutlu finali yaşamak istiyorum... Hemen mütalalara girdik eş dost ile uzun uzun. En zor gündü, yarın gelirse ne yapacağız. Çocuğu alırsak istemiyor ya sevmez mutsuz olursa?...


Artık ne olacaksa olacak diye gittim okuluma. Evet yine 1 kişi kayıt aldı, yine yeni bir çocuk çıka geldi önümüze. Çok özel hikayesi olan, evlat edinilmiş, üzerine titrenmiş bir çocuk gaipten geliverdi sanki.  O güne kadar hiç ortada yokken o girdi 0.1 fazla puanla önümüze. Son öğrenci kayıt olan odur. Anadolu Liseleri boş, kayıt açılmasını beklemişler, açmadılar boş kaldı kontenjanlar o yıl. Çocuk beklenen kayıtlar açılsa o gün Anadolu Lisesine gidecek, sıra bizde…. Kapıda baş başayız dinledik hikayesini annesinden, kim vazgeçer gider diye bekliyoruz:) Bir de Milli Eğitim istedi diye Devlet'e burslu ayrılmış  8 kişilik bir kontenjan varmış sonradan duyduk. 80 yerine o yıl ilk kez 72 kişi açıklanmıştı kontenjan. Gelen olmamış ve o kontenjanlar da boş kalmıştı sonra…Ticaret’e oluyor puanı ama çok kısıtlanmıştı üniversite girişleri, zaten Ticareti hiç istemiyor.


Ve çok şükür ki Allah bana orada o soruyu sordurtmadı, o ikilemde bırakmadı, sıra hiç gelmedi... O çocuk kaydoldu ve kapandı kayıtlar. Sonradan anladım ne şanslıymışız... Ne zor bir karar olacaktı, hayat boyu pişman olabilirdik... Derken olmayınca olmuyor diye şaşkın, çok üzgün eve gittim ve Zeynep "ne yazık ki" SJ'de kaldı:) Hazırlığın ilk Fransızca sınavında tüm Hazırlık sınıfları okul birincisi olarak bana da kapak yaptı:)) İlk kez o gün Allah'ım burasıymış meğer hayırlı olan, teşekkür ediyorum çok şükür diye teslim oldum. O gün anladım, benim bütün yönlendirmem, senaryolarım, dil dökmelerim boşunaymış, su akar yolunu bulurmuş.... O günden sonra her şeyin hayırlısı ne demekmiş gerçek anlamıyla öğrendim, dersimi aldım. Sonrası da var o zaman hiç istemediğimiz Fransızca eğitimi ile Frankofon okulları arası iç sınavda Türkiye 4. sü olarak Galatasaray Üniversitesi'ne girip kapak kare yaptı bana:))


Tabii ilk çocuk acemiliğimizdi.  İpek'te sonsuz teslim oldum hayırlısına... Yine aynı mumları diktim, ziyaretleri yaptım o ayrı, ama en hayırlısını istedim:) O ablasından fazla net yaptı.  Yüz küsur birinci çıktığı yıldır.  Hedefi olmadı, altını istemedi, okulunda kaldı... Nasılsa en hayırlısı olacağına inanmıştım, hiç üzülmedim.


Şimdi YGS sonrası bütün bu sınav yılları gözümün önünden geçti. Biz atlattık ama ne çekti çocuklar yahu şu sistemden, giderek iş çığrından çıkıyor. İnşallah sular onların istediği yöne "hayırlısıyla" aksın, gönüllerinden geçen hedeflere ulaşsınlar...


Ebeveynlere düşen "senin yanındayım, destekliyorum" deyip gençlere moral vermek, hepsi çok bilinçliler, gerisi onların kararı, onların hayatı… Başarılarına, mutluluklarına, iyi günlerine tanık olalım hep inşallah!

Yorumlar

  1. Cok önemli ve doğru bir tespit sevimli yazı stilinizle biz sabit fikirli anne babalara harika bir mesaj oluşturmuş, keyifle okudum:) evet herseyin hayirlisi:)

    YanıtlayınSil
  2. Herşeyin hayırlısı , Zeynep için en doğrusu , ne güzel ki su yolunu doğruca bulmuş. Başarıları daim olsun her ikisinin de.

    YanıtlayınSil
  3. Meltem Kavcar Sırmalı18 Mart 2015 10:54

    Gençken çok kızardım bu lafa. Ama yaş, yaşanan ve meslekteki senelerle o kadar net gördüm ki.. Evet hayırlısı.
    Tüm çocukların yolu açık olsun.

    YanıtlayınSil

Yorum Gönderme

Bu blogdaki popüler yayınlar

YENİ HOBİM ÇİNİ BOYAMA

MDS Miyelodisplastik Sendrom ve Kemik İliği Nakli Hikayemiz

Alkali Diyet - Dr. Ayşegül Çoruhlu Semineri