ENDÜLÜS - BÖLÜM 3 - SEVILLA

RÜYA GİBİ SEVILLA 1 - FERIA BAYRAMI


23 Nisan 2. gün öğleden sonra Cordoba'dan Sevilla'ya vardık. Otelimiz bayram yoğunluğu nedeniyle arzulanan tam şehir merkezinde değil biraz dışında bulunabilmiş. Dışı dediysem de Santa Cruz Nişantaşı ise biz Levent'te kaldık gibi. Taksiler o kadar ucuz ki hiç dert olmadı, 7 Euro'ya taksiyle merkezdeydik. Ama bir daha gidersem Santa Cruz ve civarında kalırım. 

Sevilla'yı anlatmadan önce Flamenko'nun doğuşundan bahsedeyim. Yıllarca ezilmiş, ilk yerleştikleri Granada'da Elhamra Sarayı eteklerinden nehirin karşısına geçmesi bile yasak olan çingenelerin öfkeli dansından doğmuş. Flamenko kelime anlamıyla kökleri böldüğümüzde Fla arabça Fellah'tan geliyor, menko hüzün demekmiş, yani kelime anlamı Hüzünlü İşçi. Danslarında doğaçlama öfkeli ruh halleriyle kendilerini ifade ediyorlarmış. Onun için hep sert öfkeli gülmeyen suratlarla yaşadıkları çilelerini dışa döküyorlarmış. 

Sevilla'da dans Sevillanas olarak kadınlı erkekli neşeli dansa dönüşüyor. Yüzler gülüyorsa anlayınız o Sevillanas dansı. Bizim eski Tarabya'daki taverna konsepti de buradan gelirmiş, Sevillanas Taverna eğlencesi:)

OTEL 4*:
Hotel Tryp Macarena
Adres: San Juan de Ribera, 2 Seville 41009 Spain
Tel: +34  954 37 58 00
http://www.melia.com/en/hotels/spain/seville/tryp-sevilla-macarena-hotel/index.html

Yine odayı doğru düzgün göremeden:) attık kendimizi Santa Cruz'a. İlk görüşte aşk başladı bende. Bir kere yavaş şehir, insanlar rahat kasmıyorlar, güler yüzlü, kompleksiz. Kimsenin acelesi olmayınca stres de yok. Hayat ucuz, iklim güzel, hava limonata gibi. Hani Paris falan halt eder yanında havada resmen aşk kokusu var, o derece ateşli ve enerjisi, rengi yüksek şehrin. 

Bence hele çifler için güzel bir kaçamak rotası. Yemek içmek, yaşamak ucuz, hayat gündüz ayrı gece ayrı canlı sokaklarda, alış veriş ucuz, iklim güzel, her yere taksiyle ulaşım rahat, avuç içi gibi merkezi, dar alış veriş sokakları. Ne kadar özlemişim sokakları... Küçük dükkanlara girip çıkıp, AVM olmayan alış veriş gezmesini, insanlar über tatlı daha ne olsun:) Biz İngilizce soruyoruz, onlar Ispanyolca vücut dilleriyle öyle canlı konuşuyorlar ki bayağı anlaştık, anladık dediklerini. Üçüncü yabancı dilim İspanyolca olsun isterim hani, hastası oldum buraların:)

Gelelim kadınlarına. Ispanyol hatta Sevilla kadınlarına yüz hatlarına tek tek bakınca güzel denmez kimse, ama çok karakteristik hatları var. Bütünde o kadar dişi ve seksiler ki ateş fışkırıyor hepsinden, sanki şehre östrojen yayıyorlar:)) Öyle dal gibi falan da değiller Çoğu balık eti, yuvarlak hatlı, ama eda, özgüven tavanda.

Arkadaşımın tespiti müthişti "hep bir ayak atarak edalı havaları var, Ispanyol paça, Flamenko elbiseler öyle yürürken doğal attırıyorlar ki bacakları bu da havalarına hava katıyor. Bir fotoğraf çekebilir miyiz diyoruz yerel kıyafetlilerle, her yerde şaşmadı, net: hemen hazırlar, el bele, tek bacağın üstünde vücudu yukarı çekiyorlar, hoop boy uzuyor zaten topuklar çok yüksek, biz spor ayakkabılarla, küçüldükçe küçüldük yanlarında:))) Çok sempatik ve şekerler, o kadar alışık ve rahatlar ki kasmadan hemen poza geçiyorlar.

Ne yapın edin Endülüs gezinizi Sevilla Feria Bayramına denk getirin derim. Baktım seneye 12-17 Nisan 2016'da bayramları. Paskalya'dan sonraki 2. hafta kutlanıyormuş, o yüzden tarih değişken. Bizi en etkileyen şehirde bayram kıyafetiyle gezinen, cafelerde oturan, otobüs duraklarında bayrama gitmek için şık şıkırdam bekleyen, ve gayet doğal sanki günlük giysiliymiş gibi bir gösterişe kapılmayan Flamenko giysili kadınlar oldu. Gündüz fotoğraflar şehrin günlük yaşamından, bayram yerine gece gittik.

Geldiğimiz öğleden sonra şehre daldık, gezdik sokakları, akşam yemeğini yiyip taksiyle bayram yerine gittik. Sevilla yazısı 2 bölüm olacak bu gidişle, sonraki yazının sonunda tavsiye yemek, içmek, Flamenko show ve yerel barların adreslerini paylaşacağım, şimdi şehre dönelim resimler kendileri anlatıyor zaten:) İlk yarım günümüz...


Santa Cruz Meydan ve Sokaklar













Süslü ve şık faytonlar ailelerin kendilerine ait faytonlarıymış


Santa Cruz sokakları - Bizim Ortaköy gibi yan yana lokantalar

Casa Robles - Tapas ve herşey var, bizim favorimiz oldu

1 porsiyon deniz mahsülleri soğuk Tapas (Tapas meze demek)

Balık Tapas - kabak ve havuç kızarmalı


Hem lezzetli hem doyurucu porsiyonlar, azami 10 Euro civarı bu tabaklar. Maalesef hep kızartma balık ızgara yapmıyorlar, ama sadece sızma zeytinyağ kullanırlarmış, rahatsız olmuyorsunuz, ağır gelmiyor.



Baktık herkesin kafasında bu tokalardan bayrama giderken biz de verdik coşkuyu:)



Biz böyle keyifle bir taksiye bindik. Şöför nereye dedi "Feriye" deyince açtı müziğin sesini "ooo Feriyeee" diye. Baktım sonuna kadar açık My Way flamenko melodisiyle Ispanyolca dans ritmli çalıyor, hemen alkışla katıldım nasıl güzel coşkulu şarkı. Şöför Antonio da katılınca şen şakrak yola çıktık, unutulmazdı. Derken Antonio açtı siperlikten aldı camsız gözlüğü taktı, bir selfie şart oldu. Böyle bir rahat ve tatlı taksi şöförü bile:)



Bayram yeri panayır yeri. Oda oda "casitalar" aileler tarafından birleşip önceden kiralanıyor ve burada kendilerine kapalı özel salonlarda bayramlarını kutluyorlar. Bayramla kışın bitişi baharın gelişi kutlanıyor. Festival sadece eskiye uzanmakla kalmıyor, doğuşundaki özellikleri kısmen de olsa koruyor. Örneğin kâğıt lambalar 1877’den, ‘caseta’ çadırları 1893’ten ve havai fişekler de 1864’ten beri festivalin vazgeçilmez unsurları arasındaymış. Bir zamanlar tütün fabrikası olan Sevilla Üniversitesi’nin kapısından esinlenelerek inşa edilmiş olan Sevilla Kapısı ise ormanın kralı. Şenliğin resmi açılışı, Sevilla Valisi'nin bu kapıyı kaplayan binlerce ampulü yakması, ardından da tüm alanın merkezden dışarıya doğru ve dalgalar halinde aydınlanmasıyla oluyor. Işıkları, rengarenk giyinmiş hepsi dans gurubundan çıkmış gibi kadınları görünce doğal olarak coşkuya kapılıyorsunuz, film gibi ortam. Ama casitaların önünde güvenlikler var içeriye giremiyorsunuz.

Herkes birbirini casitalarda ziyarete gidiyor, bayramlarını kutluyordu. Genelde casita önlerinde açık hava kokteylinde havasındaydılar. Endülüs'te çok alkol içmezmiş gençler, genelde beyaz şarabı enerji içecekleriyle sulandırırlarmış. Başka şeylerle kafa bulmayı tercih ederlermiş. Hiç sarhoş, dağılmış kimse görmedik, bilhassa gençler böyle iki dirhem bir çekirdek şarkılar söyleyerek yürüyorlardı.








Feria Girişi







Nereye bakacağımızı şaşırdık, Bir Ispanyol bayramı panayır filminin içine düşüverdik:)








 Nihat Odabaşı böyle poz verin diyor ya el belde, bunların doğasında var o poz:)
"Kilom var aman desensiz, siyah giyim" falan da yok bayıldım kızlara!










Dünya burada neşeyle başka türlü dönüyor:)

İsterseniz bu yılki bayramın profesyonel bir videosunu buldum onu da ekleyeyim seyredin, girişteki takın nasıl düğmeye basılıp ışıklandırıldığı (dakika 1.30) ve bayram yerini profesyonel elden izleyiniz, buyurunuz:)








Kalben çok sevdiğim Sevilla'yı ballandıra ballandıra anlatmam daha bitmez, tabii devam....

Sevgilerimle, 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramamız kutlu olsun! Bizim de coşkuyla sokaklarda kutlayacağımız bayram gibi bayramlarımız olsun!

Aydan

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

YENİ HOBİM ÇİNİ BOYAMA

MDS Miyelodisplastik Sendrom ve Kemik İliği Nakli Hikayemiz

Alkali Diyet - Dr. Ayşegül Çoruhlu Semineri